Diyet, egzersiz ve medikal programlarla hedeflenen kilo kaybına ulaşamayan hastalarımızda aşırı yağ dokusunu kalıcı olarak kontrol altına almak adına obezite cerrahisi uygulamalarına başvuruyoruz. [1] Hastalarımızın vücut kitle indeksini sağlıklı sınırlara çekmeyi amaçladığımız bu operasyonlar ile fazla kiloları uzaklaştırırken, obezitenin yol açtığı kronik sağlık sorunlarını da geriletmeyi hedefliyoruz. [1, 2]
Obezite cerrahisi, aşırı yağ birikiminin kontrol altına alınması amacıyla sindirim sisteminde mide hacmini küçülten, besin emilimini azaltan veya her iki mekanizmayı birlikte kullanan laparoskopik operasyonların genel adıdır. [1]
Klinik uygulamalarımızda cerrahinin sağladığı temel etkiler üç ana eksende şekillenir:
Tüm obezite ameliyatı çeşitlerini genel anestezi altında ve doku hasarını en aza indiren laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştiriyoruz: [1, 2] Bazı nadir durumlarda açık ameliyat yöntemine başvuruyoruz. Ameliyat türüne göre değişmekle birlikte obezite ameliyatını şu adımlarda uyguluyoruz:
Obezite ameliyatı şartları, Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği (ASMBS) ve Uluslararası Obezite Cerrahisi Federasyonu (IFSO) tarafından yayımlanan güncel konsensüs kılavuzlarına göre belirlenir. [4] Obezite ameliyatına uygunlukta temel çerçeve şu şekildedir:
Tüm cerrahi prosedürlerde olduğu gibi hastalarımızın güvenliğini korumak adına bazı özel klinik tablolarda obezite ameliyatlarını uygulamıyoruz: [4, 6]
Cerrahi yaklaşımımızın temel amacı yalnızca hastalarımızın fazla kilolarından kurtulmasını sağlamak değil, aşırı kilonun yol açtığı fiziksel, metabolik ve psikososyal yükü ortadan kaldırarak genel yaşam kalitesini yükseltmektir. [2] Obezite ameliyatı ile sağlanan kalıcı kilo kontrolü sayesinde hastalarımıza sunduğumuz başlıca faydalar şunlardır:
Obezite cerrahisinde net bir kilo değeri bulunmaz; obezite ameliyatı için VKİ kaç olmalı sorusunun yanıtı boy ve kilo oranına göre belirlenir. Örneğin boyu 1.60 m olan bir hastada 90 kilogram cerrahi sınır için yeterli bir VKİ (≥35) oluştururken, boyu 1.85 m olan bir hastada bu sınır 120 kilogramın üzerinde başlayabilir [4]. Morbid obezite ameliyatı değerlendirmesinde temel ölçüt hastanın kilosu değil, boy ile ağırlığın matematiksel oranı olan vücut kitle indeksidir [4].
Modern cerrahi uygulamalarımızda hastalarımızın metabolik durumuna, yeme alışkanlıklarına ve vücut yapısına göre farklı obezite cerrahisi çeşitleri tercih ediyoruz:
Obezite ameliyatın başarısını ömür boyu korumak ve güvenli bir iyileşme dönemi geçirmek için hastalarımızın dikkat etmesi gereken kurallar şunlardır:
Modern teknoloji, tecrübeli cerrahi ekipler ve uluslararası klinik protokoller sayesinde obezite ameliyatı riskleri, safra kesesi operasyonları gibi rutin genel cerrahi girişimlerinin güvenlik seviyeleriyle benzer düzeydedir [4, 7]. Bariatrik cerrahide mortalite riski yaklaşık %0.1 civarındadır [7]. Ancak her cerrahi işlem gibi operasyonun da kendine özgü riskleri bulunur:
Ameliyat başarısının kalıcı olması ve mide dokularının güvenle toparlanması adına obezite cerrahisi sonrası beslenme sürecini uzman bariatrik diyetisyenimizle birlikte aşamalı olarak yönetiyoruz. [6] Hastalarımız ilk haftalarda berrak sıvı ve püre dönemini tamamladıktan sonra kademeli şekilde yumuşak katı ve sağlıklı katı beslenmeye geçiriyoruz. [6]
Mide hacmini zorlamamak için hastalarımıza yemeklerle birlikte sıvı tüketmemelerini (katı-sıvı ayrımı kuralı), porsiyonları küçük tutmalarını ve gıdaları çok iyi çiğnenerek yavaş tüketmelerini öneriyoruz. [6] Protein ağırlıklı bir beslenme disipliniyle kas kütlesini korurken, verdiğimiz vitamin ve mineral takviyelerini aksatmamak sürecin temel taşıdır. [6]
Hastalarımız için planladığımız obezite cerrahisi fiyatları; uygulayacağımız ameliyatın türüne (tüp mide, gastrik bypass, revizyon cerrahisi vb.), hastanın ek yandaş hastalıklarının durumuna ve kullanacağımız cerrahi teknolojilere göre kişiye özel olarak değişiyor.
Ameliyatta tercih ettiğimiz ileri teknoloji stapler (özel cerrahi zımba) kartuşlarının kalitesi ve hastanede kalınacak gün sayısı da maliyet planlamasında doğrudan etkilidir. Size özel güncel cerrahi maliyetlerini ve tedavi planlamanızı öğrenmek için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Aşırı kilo ve obeziteye bağlı sağlık problemleri yaşayan hastalarımız için Denizli’de bariyatrik cerrahi süreçlerini ileri laparoskopik donanımımız ve bariyatrik diyetisyen desteğimizle yürütüyoruz. Ameliyat öncesi ayrıntılı metabolik analizlerden operasyon sonrası uzun dönem beslenme ve kilo takibine kadar tüm basamakları hastalarımızın yeni ve sağlıklı bir yaşama adım atması hedefiyle planlıyoruz.
Kişiye özel bariyatrik cerrahi değerlendirmesi, Obezite ve Metabolik Cerrahi tedavi detayları ve randevu için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Uluslararası veriler, bariatrik cerrahinin majör komplikasyon oranının yaklaşık %4, mortalite riskinin ise yaklaşık %0.1 düzeyinde olduğunu gösteriyor. [7]
Laparoskopik tüp mide operasyonlarını genellikle 45 ila 60 dakika, gastrik bypass operasyonlarını ise yönteme bağlı olarak ortalama 60 ila 90 dakikada tamamlıyoruz. [1, 2]
Laparoskopik (kapalı) teknikle uygulandığı için doku travması düşüktür; hastalarımız genellikle ameliyattan birkaç saat sonra yürümeye başlar ve 2-3 günlük yatış süresi sonrasında taburcu edilirler.
Doku iyileşmesi ve mide adaptasyonuna bağlı olarak berrak sıvı, püre ve yumuşak katı dönemlerinin ardından genellikle ameliyattan 2. ay sonra dengeli katı beslenmeye geçilmesini öneriyoruz. [6]
Operasyonla midenin kapasitesini daraltıp açlık hormonlarını baskılıyoruz; ancak hastalarımız ilerleyen yıllarda yüksek kalorili sıvı ve şekerli gıdalar tüketir, hareketsiz bir yaşam sürerse %10-15 oranında yeniden kilo alma riski oluşabilir. Bu durumu önlemek için bariatrik diyetisyen takibini düzenli sürdürüyoruz. [4, 6]
Hızlı kilo kaybına ve hastanın yaş, genetik faktörler ile cilt elastikiyetine bağlı olarak kol, bacak ve karın bölgesinde doku gevşemeleri görülebilir; bu süreci düzenli protein alımı, bol su tüketimi ve kas geliştirici egzersizlerle en aza indiriyoruz. [6]