İlaç tedavisi, insülin kullanımı ve diyet programlarına rağmen kan şekeri dengelenemeyen veya organ hasarı riski taşıyan hastalarımızda metabolik cerrahi yöntemlerine başvuruyoruz. [1, 2] Tıp literatüründe şeker hastalığı metabolik cerrahi ekseninde uyguladığımız bu prosedürler ile sindirim sistemi hormonlarını yeniden düzenleyerek Tip 2 diyabeti ve metabolik sendrom bileşenlerini kontrol altına almayı amaçlıyoruz. [2, 4]
Metabolik cerrahi; temel hedefi kilo kaybından ziyade başta Tip 2 diyabet olmak üzere bozulmuş metabolik süreçleri düzeltmek olan sindirim sistemi operasyonudur. [1, 2] Sindirim kanalında gıdaların geçiş yolunu değiştirerek uyguladığımız bu ameliyat, pankreası uyarır ve vücudun kendi ürettiği insülini yeniden verimli kullanmasını sağlar. [2, 4]
Bu operasyonların sağladığı fizyolojik etki mekanizması üç temel basamağa dayanır:
Yalnızca fazla kiloların uzaklaştırılmasına odaklanan cerrahi yaklaşımlar için Obezite Cerrahisi tedavi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Genel anestezi altında kapalı yöntemle yürüttüğümüz metabolik cerrahi ameliyatı şu cerrahi basamaklardan oluşur: [2, 3]
Metabolik cerrahi kararlarımızı, Amerikan Diyabet Derneği (ADA) ve Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) kılavuzları doğrultusunda şu kriterlere göre alıyoruz: [1, 2]
Hastalarımızın güvenliğini korumak ve cerrahiden fayda göremeyecek durumları ayırt etmek adına bazı durumlarda metabolik cerrahi uygulamıyoruz: [2, 3]
Hastalarımızın pankreas kapasitesine, diyabetin süresine ve kilo durumuna göre uyguladığımız başlıca metabolik cerrahi yöntemleri şunlardır:
Hormonal dengenin yanı sıra mide hacminin kısıtlanmasını değerlendirdiğimiz vakalarda tedavi planını Tüp Mide Ameliyatı ile karşılaştırarak şekillendiriyoruz. [3, 4]
Metabolik cerrahinin temel hedefi şeker regülasyonudur; ancak sindirim hormonlarının dengelenmesiyle metabolik sendroma bağlı şu tablolarda belirgin klinik gerileme sağlıyoruz: [2, 4]
Metabolik cerrahinin sağladığı başarının kalıcı olması için hastalarımızın ameliyattan sonra dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır: [2, 5]
İleri laparoskopik cerrahi teknikler sayesinde metabolik cerrahi ameliyatı riskleri oldukça düşüktür. [3, 4] Şeker ameliyatından sonra görülebilecek olası riskler şunlardır:
Ameliyat sonrası sindirim adaptasyonunu ve doku iyileşmesini sağlamak için beslenme sürecini diyetisyenimizle aşamalı olarak yönetiyoruz: [5]
İlk günlerde berrak sıvı beslenmeyle başlayan süreç; püre, yumuşak katı ve sağlıklı katı dönemleriyle devam eder. [5] İnce bağırsak geçişi hızlandığı için “Dumping Sendromu” (hızlı şeker emilimine bağlı çarpıntı ve halsizlik) riskini önlemek adına rafine şeker ve basit karbonhidratlardan kesinlikle uzak durmalısınız. [5] Öğünlerde protein öncelikli gıdalar tercih etmeli, katı-sıvı ayrımı kuralına uymalı ve besinleri iyice çiğnenerek yavaşça tüketmelisiniz. [5]
Tip 2 diyabet ve metabolik sendrom tanısı olan hastalarımız için Denizli’de metabolik cerrahi tedavisi uyguluyoruz. Operasyon öncesi endokrinolojik uygunluk analizlerinden operasyon sonrası uzun dönem kan şekeri ve metabolik takibe kadar tüm basamakları hastalarımızın ilaç bağımlılığından kurtularak sağlıklı bir yaşama kavuşması hedefiyle planlıyoruz.
Kişiye özel diyabet analizi, metabolik cerrahi uygunluğu ve randevu için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz. Obezite ve Metabolik Cerrahi tedavilerimiz hakkında detaylı bilgi alarak size en uygun tedaviyi öğrenebilirsiniz.
Pankreas insülin rezervi yeterli olan erken ve orta evre Tip 2 diyabet hastalarımızda cerrahi sonrası diyabetin remisyona girmesi (ilaçsız ve insülinsiz normal kan şekeri değerleri) oranı %80-90 seviyelerindedir. [2, 4]
İnce bağırsaktan salgılanan hormonların ameliyatın ilk günlerinden itibaren aktive olması sayesinde hastalarımızın büyük kısmında insülin ihtiyacı daha hastaneden taburcu olmadan önce belirgin düzeyde azalabiliyor. [2, 4].
Evet. Bu ameliyatların birincil amacı kan şekerini kontrol altına almak olsa da sindirim kanalındaki hormonal düzenlemeler ve kalori kısıtlanması sayesinde hastalarımız fazla kilolarından da sağlıklı şekilde kurtulabiliyor. [2, 3]
Hayır. Kapalı (laparoskopik) yöntemle uyguladığımız şeker ameliyatında cerrahiye bağlı hayati risk oranı binde birin altındadır. Kontrol altına alınamayan diyabetin yarattığı böbrek yetmezliği, kalp krizi ve görme kaybı risklerine kıyasla çok daha güvenli bir tedavi seçeneğidir. [2, 4]
Hayır. Tip 1 diyabette pankreasta insülin üreten hücreler tamamen tahrip olduğu için metabolik cerrahi bu hastalarda fayda sağlamaz; ameliyatı yalnızca Tip 2 diyabet hastalarına uyguluyoruz. [1, 2]
Tercih ettiğimiz cerrahi tekniğe (Gastrik Bypass, Transit Bipartisyon vb.) bağlı olarak ameliyat süresi değişmektedir. Ameliyat türüne göre ortalama 1.5 ila 3 saat arasında tamamlıyoruz. [2, 3]