Süper obezite sınırındaki hastalarımızda ve medikal tedaviye dirençli ileri evre Tip 2 diyabet vakalarında cerrahi başarı oranı en yüksek prosedürlerden biri olan duodenal switch yöntemini tercih ediyoruz. [1] Uyguladığımız cerrahi yöntemler arasında yer alan bu teknik; hastalarımızın mide hacmini küçültürken gıdaların emilim yolunu da kısaltır. [1, 4] Bu sayede hem hızlı ve yüksek oranda kilo kaybı sağlayabilir hem de diyabet gibi metabolik sorunların kontrol altına alınmasında yüksek başarı sunabilir. [2, 3]
Duodenal switch; ilk aşamada midenin boylamasına daraltılarak tüp mide haline getirilmesi, ikinci aşamada ise oniki parmak bağırsağının (duodenum) ayrılarak ince bağırsağın son bölümüne bağlanması işlemidir. [1, 4] Bu cerrahide mide çıkışındaki doğal kapakçığı (pilor kası) koruyoruz; böylece gıdaların sindirim kanalına fizyolojik geçiş ritmi bozulmadan besinlerin büyük bir kısmı emilim yüzeyiyle karşılaşmadan bağırsağın ileri seviyesine aktarılmasını sağlıyoruz. [2, 4]
Duodenal switch ameliyatını, genel anestezi altında ileri laparoskopik (kapalı cerrahi) tekniklerle şu temel aşamalarda gerçekleştiriyoruz: [1, 4]
Operasyonu, kapalı cerrahi konforu sayesinde hastalarımızın doku travmasını en aza indirerek uyguluyoruz.
Duodenal switch, bağırsak hormonlarını güçlü biçimde uyardığı için en etkili Metabolik Cerrahi yöntemlerinin başında gelir [3]. Bu ameliyat ile tedavi ettiğimiz hastalıklar şunlardır: [1, 3]
Geleneksel duodenal switch (BPD-DS) yönteminde ince bağırsağı iki ayrı noktadan keserek iki bağlantı (anastomoz) yaparken; normal SADI-S (Single Anastomosis Duodeno-Ileal bypass with Sleeve) tekniğinde tek bir bağırsak bağlantısı (loop anastomoz) uyguluyoruz. [4] Bu durum ameliyat süresini kısaltır, iç fıtıklaşma (internal herni) riskini ortadan kaldırabilir ve hastalarımızın vitamin-mineral emilim dengesini daha güvenli bir sınırda tutmaya yardımcı olur. [4]
Bu cerrahi yöntem aşağıdaki kriterleri taşıyan hastalarımız için klinik olarak uygundur: [1, 4]
Cerrahi yöntemi belirlerken hastanın metabolik haritasını, beslenme alışkanlıklarını ve kilo geçmişini değerlendiriyoruz: [1, 2]
Tek başına uygulanan Tüp Mide Ameliyatı yalnızca mide hacmini küçülten kısıtlayıcı bir yöntemdir; bağırsak anatomisine ve besin emilimine müdahale etmez. [1] Duodenal switch ise tüp mideye ek olarak bağırsak bypassı içerdiği için süper obez grupta ve dirençli diyabette çok daha güçlü ve kalıcı bir kilo kaybı sağlayabilir. [1, 4]
Klasik Gastrik Bypass operasyonunda pilor kasını (mide çıkışındaki doğal kapakçık) devre dışı bırakırken, duodenal switch ameliyatında pilor kasının yerini koruyoruz. [2, 4] Pilor kasının korunması sayesinde duodenal switch ameliyatı olan hastalarımızda ani şeker düşmesi, baş dönmesi ve kramplarla seyreden dumping sendromu riski belirgin şekilde daha düşüktür. [4] Ayrıca duodenal switch yönteminin yağ ve kalori emilimini kısıtlama gücü gastrik bypassa kıyasla daha yüksektir. [1, 2]
Cerrahi sürecinizin güvenle ve sorunsuz tamamlanabilmesi adına operasyon öncesi dönemde dikkat etmeniz gereken adımlar şunlardır: [1, 2]
Emilim kısıtlayıcı etkinin güvenle yönetilmesi için hastalarımızın dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır [2]:
Bağırsak adaptasyonunu sağlamak ve kas kütlesini korumak amacıyla duedenal switch ameliyatı sonrası beslenme düzeninin yüksek protein esasına göre kademeli olarak ilerlemesini öneriyoruz: [2]
Duodenal switch, bariatrik cerrahinin metabolik açıdan en güçlü ameliyatı olmakla birlikte kendine has takip gereksinimleri ve olası riskleri barındırır: [1, 2]
İleri derece obezite ve kontrolsüz diyabet yaşayan hastalarımız için Denizli’de duodenal switch ameliyatını tam donanımlı hastane altyapısında ve yoğun bakım imkanlarında gerçekleştiriyoruz. Operasyon öncesi çok yönlü bilgilendirmelerden cerrahi sonrası ömür boyu sürecek metabolik ve beslenme takiplerine kadar hastalarımıza güvenli bir tedavi yolu sunuyoruz.
Metabolik profilinize en uygun Obezite ve Metabolik Cerrahi tedavisini planlamak için kliniğimize başvurarak randevu alabilirsiniz.
Ameliyat sonrası ilk 12-18 aylık süreçte hastalarımız fazla kilolarının ortalama %80 ila %90’ını kalıcı olarak kaybedebilmektedir [1, 4].
Teknik olarak bariatrik cerrahinin en ileri düzey ve hassas ameliyatlarından biridir; ancak kapalı (laparoskopik) yöntemle ve deneyimli bir cerrahi ekiple uygulandığında doku travması az olduğu için iyileşme süreci konforlu ilerler [1, 4].
Operasyon laparoskopik teknikle hastanın anatomik yapısına ve karın içi durumuna göre ortalama 2 ila 3 saat arasında tamamlanır.
Midenin çıkarılan kısmı geri getirilemez; ancak yapılan bağırsak bağlantısı tıbbi bir gereklilik veya aşırı kilo kaybı halinde cerrahi olarak eski anatomik yapısına dönüştürülebilir [4].
Evet. Yağda eriyen vitaminler ve temel minerallerin emilim yüzeyi kısaldığı için hastalarımızın ömür boyu düzenli kan takibi yaptırması ve hekim kontrolünde multivitamin kullanması zorunludur [2].