Tüp mide ameliyatı (sleeve gastrektomi), diyet ve egzersizle kontrol altına alınamayan morbid obezite ve metabolik sağlık sorunlarının tedavisinde sıklıkla başvurduğumuz cerrahi yaklaşımların başında gelir. [1] Halk arasında mide küçültme ameliyatı olarak da bilinen bu prosedür, midenin büyük bir bölümünün çıkarılması esasına dayanır.
Tüp mide ameliyatı, midenin yaklaşık %80’lik büyük kenar bölümünün cerrahi olarak çıkarılması ve geriye tüp (muz) biçiminde, dar bir mide hacminin bırakılması işlemidir. [1]
Tüp mide ameliyatıyla vücutta birbirini tamamlayan iki temel mekanizma üzerinden kilo kaybı sağlamayı amaçlıyoruz:
Mide küçültme ameliyatını genel anestezi altında, kapalı mide küçültme ameliyatı olarak bilinen laparoskopik yöntemle gerçekleştiriyoruz. Karın duvarına büyük bir kesi atmak yerine özel trokarlar yardımıyla milimetrik giriş noktaları oluşturarak ameliyatı tamamlıyoruz. [3] Tüp mide ameliyatında adım adım şu aşamaları uyguluyoruz:
Laparoskopik tekniğin en büyük avantajı; hastalarımızın mide küçültme ameliyatı sonrası ağrısının minimal olması, solunum fonksiyonlarının korunması ve ameliyattan sadece 4-5 saat sonra güvenle ayağa kalkabilmeleridir.
Tüp mide ameliyatı; diyet ve egzersiz programlarıyla kalıcı sonuç alamayan, obeziteye bağlı sağlık riskleri taşıyan ve uluslararası bariatrik cerrahi kılavuzlarındaki (IFSO/ASMBS) kriterleri karşılayan hastalara uygulanır. [5] Tüp mide ameliyatı şartlarından en önemlisi Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değeridir:
Tüm değerlendirme ve cerrahi planlamalarımızı Obezite Cerrahisi standartlarına tam uyumlu şekilde hastaya özel olarak yürütüyoruz.
Tüp mide ameliyatı öncesinde dikkat edeceğiniz kurallar, operasyonun cerrahi güvenliğini artırırken ameliyat sonrası iyileşme sürecinizi de hızlandırır. Ameliyata hazırlık döneminde dikkat etmeniz gereken başlıca noktalar şunlardır:
Operasyon öncesinde planlanan endoskopi, batın ultrasonu, kan tahlilleri, EKG ve akciğer grafisi testlerinizi yaptırmalı; kardiyoloji, göğüs hastalıkları, endokrinoloji, psikiyatri ve bariatrik diyetisyen değerlendirmelerinizi aksatmamalısınız. [6]
Karaciğer yağlanmasını azaltmak ve laparoskopik cerrahi alanını rahatlatmak adına ameliyattan 1-2 hafta önce diyetisyeninizin size özel planladığı düşük kalorili beslenme programına mutlaka sadık kalmalısınız. [7]
Ameliyat ve anesteziye bağlı riskleri en aza indirmek, solunum yollarını ve doku iyileşmesini korumak için sigara ve alkol kullanımını operasyondan en az 4 hafta önce bırakmalısınız. [6]
Düzenli kullandığınız reçeteli ya da reçetesiz tüm ilaçları, vitaminleri ve bitkisel takviyeleri hekiminizle paylaşmalısınız. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde operasyondan belirli bir süre önce kesilmeli veya yeniden düzenlenmelidir. [6]
Genel anestezi güvenliği için ameliyattan önceki gece hekiminizin belirttiği saatten itibaren katı ve sıvı gıda alımını tamamen durdurmalısınız. [6]
Tüp mide ameliyatının başarılı bir sonuca ulaşması için ameliyattan sonra hastalarımızın dikkat etmesi gerekenler şunlardır:
Laparoskopik tüp mide ameliyatı genellikle 45 ila 60 dakika sürer. [3] Hastamızın anatomik yapısı, karaciğer büyüklüğü veya daha önceden geçirdiği karın içi ameliyatlara bağlı olarak bu süre değişebilmektedir. Anestezi hazırlığı ve uyanma süreciyle birlikte ameliyathane süreci yaklaşık 1.5 – 2 saati bulabilir.
Mide küçültme ameliyatı sonrası beslenme, yeni mide dokusunun adaptasyonunu sağlamak ve zımba hattını korumak adına hekim ve bariatrik diyetisyen kontrolünde yürütülen aşamalı bir geçiş protokolüne dayanır [6]. Hastalarımız bu süreçte sırasıyla berrak sıvı, püre, yumuşak katı ve tam katı gıda dönemlerinden geçer.
Beslenmedeki en temel kuralımız katı-sıvı ayrımıdır. Yemeklerden 30 dakika önce ve 30 dakika sonra sıvı tüketimi durdurulmalıdır; katı gıdalarla birlikte sıvı almak mide içi basıncı artırarak dokuyu zorlayabilir ve erken doygunluk nedeniyle yetersiz protein alımına yol açabilir [6].
Beslenmeyle ilgili daha detaylı bilgiler için Beslenme Rehberi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Modern cerrahi teknikler ve laparoskopik ekipmanlar sayesinde tüp mide ameliyatı riskleri, safra kesesi ameliyatı gibi rutin genel cerrahi girişimleriyle benzer seviyelere (yaklaşık %1-2) gerilemiştir. [8] Mide küçültme ameliyatı riskleri şu şekildedir:
Her cerrahi operasyonda olduğu gibi tüp mide ameliyatının da genel anesteziye ve cerrahiye bağlı tıbbi riskleri mevcuttur. Önemli olan, bu riskleri doğru hasta seçimi, Obezite ve Metabolik Cerrahi alanındaki cerrahi tecrübe ve standartlara uygun teknoloji kullanımıyla minimuma indirmektir.
Denizli’de tüp mide ameliyatı yapan hastaneler arasındayız ve tüp mide ameliyatlarımızı, Denizli’de cerrahi donanımı tam ve yoğun bakım altyapısı bulunan hastane ortamında laparoskopik yöntemle gerçekleştiriyoruz. Ameliyat öncesi gerekli tüm tetkik ve konsültasyonları tamamlıyor; taburculuk sonrasında ise hastalarımızın beslenme ve rutin hekim kontrollerini düzenli olarak takip ediyoruz.
Tüp mide ameliyatı hakkında detaylı bilgi almak ve ön değerlendirme muayenesi planlamak için hemen randevu alabilirsiniz.
Laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirdiğimiz için ameliyat sonrası ağrı düzeyi oldukça düşüktür. Hastalarımız ameliyattan birkaç saat sonra yürümeye başlıyor ve genellikle konforlu bir iyileşme dönemi geçiriyor.
Belirleyici olan doğrudan kilo değil, boy ve kilo oranınızla hesaplanan vücut kitle indeksidir (VKİ). Boyunuza bağlı olarak 80-85 kiloda ameliyat gerekebileceği gibi daha uzun boylu hastalarımızda bu sınır 100 kilonun üzerinde olabilir. [5]
Evet. Yıllar içinde midenin tekrar genişlemesi (dilatasyon) ve geri kilo alımı gibi durumlarda, hastamıza Revizyon Obezite Cerrahisi kapsamında yeniden tüp mide (re-sleeve) veya bypass prosedürleri uygulayabiliyoruz. [8]
Ameliyattan 2-3 yıl sonra beslenme disiplininden uzaklaşan, yüksek kalorili sıvı ve abur cubur tüketimine yönelen hastalarda %10-15 oranında kilo alımı görülebilmektedir. [8] Bu nedenle düzenli klinik takiplerinizi aksatmamanız kritik önem taşır.
Ghrelin (açlık hormonu) üreten mide fundus bölümünü çıkardığımız için hastalarımızın fiziksel açlık hissi büyük oranda baskılanır. [2] Nadiren psikolojik veya alışkanlığa bağlı acıkmalar hissedilebilir.
Hastalarımız genellikle ameliyatı takip eden ilk yıl içerisinde fazla kilolarının %60 ila %80’ini rahatlıkla verebiliyorlar. [1]
Evet. Hastalarımıza ilk haftalardan itibaren hafif tempolu yürüyüşler öneriyoruz. 1. aydan sonra yüzme ve hafif tempolu kardiyo egzersizlerine, 2-3. aydan sonra ise hekim onayıyla ağırlık ve direnç egzersizlerine güvenle başlayabilirsiniz.
Uluslararası kılavuzlara göre standart cerrahi yaş aralığı 18-65 yaştır [5]. Ancak 18 yaş altındaki ergenlerde kemik ve hormonal gelişim tamamlanmışsa veya 65 yaş üstü hastalarda biyolojik yaş ve genel sağlık durumu uygunsa, multidisipliner kurul değerlendirmesiyle ameliyat kararı alınabilmektedir [5].